| O
da "Herhangi Bir Çocuk" Muydu?
Hikayemiz 1927 yılında
Malatya'da başlar.
O yıllar zor yıllardır.
Birinci Dünya Savaşı biteli dokuz, Ulusal Kurtuluş Savaşı
zaferle noktalanalı beş, Cumhuriyet ilan edileli dört yıl olmuştur.
Savaşların yıktığı ve yoksullaştırdığı Türkiye, kendi
yağıyla kavrulmaya ve ayakları üzerinde durmaya çalışmaktadır.
Malatya da,
Anadolu'nun göbeğinde, yoksulluktan kurtulma savaşı veren
kentlerden biridir. O yıllar bir kasaba görünümünde olan
Malatya, yine de çoğu Anadolu kentlerine oranla daha düzenlidir,
daha bir gelişmiştir. Mesela, yeni Başkent olan Ankara'nın yanında
neredeyse küçük Paris gibidir.
Yoksul Anadolu'nun bu
yoksul kentinde yaşayan Mehmet Sadık Bey'le eşi Hafize Hanım'ın
tek katlı mütevazi evlerinde tatlı bir heyecan yaşanmaktadır.
Hafize Hanım'ın doğum sancıları başlamıştır. İlk çocukları dünyaya
gelecektir.
Mehmet Sadık Bey,
kendi olanaklarıyla din eğitimi görmüştür. "Kızlar
Mektebi"ni bitiren Hafize Hanım ise genç Cumhuriyetin ilk kadın
öğretmenlerinden biridir. Akıllı ve bilgili bir kadındır. O günlerin
küçük ve muhafazakar Malatya'sında kısa kollu elbise giyer, başına
şapka takar. Tam bir Cumhuriyet öğretmenidir.
Mehmet Sadık Bey, eşinin
de teşvik ve zorlamasıyla dışarıdan sınava girerek ilkokulu
bitirir. Önce Malatya Belediyesi'ne girer. Bir süre sonra Ziraat
Bankası'na geçer.
|