| olan
bir insandı. Meselâ, 1990'ların başında dünyaya damgasını
vuran olayları daha 1980'lerin başında görmeye ve sezmeye başlamıştı.
Gazeteci Ulagay, onun
isabetli görüşleri ve güçlü sezgileriyle ilgili bir anısını
şöyle anlatır :
"1982 yılının
mayıs ayında Sharlton Oteli'nde ekonomik konularla ilgili
uluslararası bir toplantı yapılıyordu. Ben o zaman yeni sayılabilecek
gazeteciydim. Özal ise, askeri yönetiminin ekonomiden sorumlu başbakan
yardımcısıydı. O günlerde büyük bir otoriteydi. 'Ekonominin
Çarı' diye nitelendiriliyordu. İş âleminin bile çekinerek yaklaştığı
bir konumdaydı. Ona rağmen asansörün yanında yakaladım kendisini ve
kendimi tanıttım. 'Ha, o sen misin?' dedi. Kendisiyle ileri bir
tarihte ekonomi ile ilgili bir konuşma yapmak istediğimi söyledim.
'Teybin yanında mı?' diye sordu. 'Evet" dedim. "Gel o zaman yukarı"
dedi ve birlikte odasına çıktık. Kendisiyle uzunca bir söyleşi
yaptık.
Özal'ın ne kadar
anlık kararlar verdiğini ve insanı şaşırttığını göstermek
için bu örneği verdim. O konuşmada bana söylediği şeylerden
biri şuydu :
-Benim görüşüm Doğu
Avrupa'daki bu katı sistem devam ederse ekonomi çökecektir."
Özal'ın dünyada
meydana gelecek müthiş değişimle ilgili bu isabetli görüş ve
sezgilerini anlattığı 1982'de, Sovyetler Birliği'nde Mihail
Gorbaçov henüz işbaşına gelmemişti. Ama, başta Sovyetler
Birliği olmak üzere bütün sosyalist blokta artık sistem çürümeye
başlamıştı. Bu çürümenin ardından, dünyadaki mevcut düzeni
kökünden değiştirecek bir değişimin geleceğini, Sovyetler
Birliği'nin dağılacağını ve sosyalist blokun tamamen çökeceğini,
Özal'dan başka sezen ve tahmin edebilen herhalde yoktu.
Özal, 1983 sonbaharında
Başbakanlığa geldiğinde, dünyada siyasal, ekonomik ve sosyal açılardan
yaşanacak büyük değişimi çoktan kavramıştı ve bu değişimin
arkasında kalmamak, hatta birkaç adım önünde gitmek için her türlü
hazırlığı yapmıştı. Yani o, dünyada 1990'lann başında başlayacak
değişim rüzgârını daha 1983'ün sonlarından itibaren
estirmeye kararlıydı. İnsanlık tarihinde yeni bir çağ başlarken,
|
|
Türkiye
hazırlıksız yakalanmayacaktı. Dünyayı saracak demokratikleşme
ve serbest pazar ekonomisi akımının dışında kalmayacaktı.
Hatta Özal'ın önderliğinde bu akımı biraz daha hızlandırıcı
bir rol üstlenecekti.
Dünyanın sarsıcı
değişimlere gebe olduğu o dönemde, Özal'ın işbaşına gelmesi
Türkiye için büyük şanstı.
Özal'ı Tutabilene Aşkolsun
Başbakan Turgut Özal,
işe çok hızlı başlar. Zaten kafasında oluşturmuş olduğu
sarsıcı reform projelerini birbiri ardına hayata geçirecektir.
Hem de, o müthiş popülaritesini gözünü kırpmadan riske
atarak...
Artık herbiri bir
devrim niteliğinde olan kanun ve kararnamelerle çok yönlü değişiklikler
yapılacak, reformlar birbirini izleyecektir. Özal, milletine şöyle
seslenir :
"Biz sizin önünüze
yepyeni icraat yolları açtık, yepyeni icraat yolları açacağız. Şunu
biliniz ki, sizin desteğiniz olduğu sürece çözülmeyecek
hiçbir meselemiz yoktur. Millet sahip çıktığı sürece, başarıya
ulaşılmayacak hiçbir icraat yoktur."
Özal, göreve başlar
başlamaz, ilk iş olarak, Aralık 1983'te ve ardından da Ocak
1984'te, liberal bir ekonomik sisteme geçmek, serbest piyasa
ekonomisini oluşturmak üzere radikal kararlar alır. Bu
kararlarla, yetmiş yıldan beri el değmemiş olan ekonomik yapıda
köklü değişiklikler yapılacak, Türk ekonomisine yeni ufuklar açılacaktır.
Ekonomide yasaklar ve
duvarlar kaldırılır, ithalat serbestleştirilir. İthalat
rejiminde pozitif listeden negatif listeye geçilir. İthale konu
olan mallar; ithali yasak, izne tabi ve libere, fon ödenmek
suretiyle ithal edilebilecek mallar şeklinde sınıflandırılır.
İthalatta fon uygulaması nedeniyle, daha önce ithaline izin
verilmemesi veya sınırlı miktarda ithal edilmesi nedeniyle yurda
kaçak olarak giren malların fon ödenmek suretiyle ithaline olanak
sağlanarak, bir taraftan haksız kazanç ve haksız rekabet önlenir,
diğer taraftan bu uygulamayla sağlanan kaynaklar konut ve diğer
sosyal programlara aktarılır.
Başbakan Özal, 31
Ocak 1984'te yaptığı televizyon ko- |