| misinasında,
37 günlük icraatını anlatırken şunları söyler :
"...Takvime bakıyorum
da, bizim tam yetkiyle göreve başlamamızdan tam 37 gün geçmiş,
yani yüce Meclis'ten güvenoyu aldığımızdan itibaren 37 gün geçmiş.
Bu 37 günü izlediğiniz gibi çok yoğun bir faaliyet içerisinde
geçirdik. İlk iş olarak birbiri ardına birçok önemli kararname
yayınladık. Efendim bizim böyle davranmamızın sebebi açık.
Evvel emirde Türkiye'nin, kalkınma yolunda milletlerarası refah
yarışında ne kadar geri kaldığını hepiniz biliyorsunuz. Öte
yandan biz devlet idaresinde, bürokraside, hatta Bakanlar
Kurulu'nun teşkilinde tadili temel değişiklikler yapma vaadiyle işbaşına
geldik. Yaptığımız iş haliyle Türkiye için hayırlı gördüğümüz
yeni icraat yollarını açmaktır. Devlet gemisine yeni bir rota çizmektir,
icraatımızın yaslanacağı yeni mevzuatı süratle yürürlüğe
sokmaktır. İşte yaptığımız budur.
...Şu 37 günlük
icraatımız içinde çok temel bir mesele var. Şimdi onu ele alacağım.
Niçin bir anda ekonomimizden pek çok yasak duvarını kaldırdık?
Niçin Türk ekonomisine hemen her sahada serbestiyet tanıdık?
insan ömür boyu sun'i teneffüsle yaşayamaz. İnsan sun'i teneffüsle
gelişip güçlenemez. Ekonominin tabii kanunları vardır. Sağlıklı
bir ekonomi ancak kendi tabii kanunlarına göre yürür. Nerede bir
ekonomik yasak varsa, işte o sun'i teneffüsün ta kendisidir. Tüm
yaptığımız her yönden ekonomimizi sağlıklı zemine oturtmaktır.
Bütün ileri ülkeleri refaha kavuşturmuş sistemi ekonomimize
getirmektir. Bizim yaptığımız rekabete dayalı serbest piyasa düzenine
doğru büyük bir adım atmak olmuştur. Büyük bir adım diyorum
ve bunun altını çiziyorum. Çünkü hem rekabete dayalı serbest
piyasa ekonomisi diyeceksiniz hem de bu ekonomininin etrafında
yasak duvarları öreceksiniz, işte buna yarım tedbir denir. Her fırsatta
tekrarlarım : Ekonomik sahada kalkınmak, refaha kavuşmak
istiyorsak tedbiri bütünüyle almak gerekir.
Ekonomik tedbirler
yanında, ithalata getirdiğimiz serbestiyet de vardır. Niçin
ithalata böylesi bir serbestlik getirdik? Ülkemizde hepimize gurur
veren bir milli sanayimiz var. Bakın biz bu sanayimizin gelişmesi
için temel bir tercih yaptık. Dış rekabetin dinamizmiyle
sanayimizin hem kendisine, hem memlekete daha faydalı daha verimli
çalışması için bir yol açtık. Artık herkes hesabını kitabını
buna göre yapsın. Sanayimiz 30 yıldır korumaya alınmıştır.
Elbetteki biz de bu korumaya de-
|
|
vam
edeceğiz ama sizin hakkınızı da koruyacağız. Sanayimizden daha
iyi, daha kaliteli mamuller beklemek sizin de hakkınızdır. Bu
itibarla gümrük duvarlarının aşırı yüksekliğini ayar
ederek, sanayimizin rekabet gücünü artıracağız. İç piyasada
yabancı mallarla rekabet etsin ki dış piyasada rekabet gücüne
sahip olmaya başlasın. İçte ithalatı bir nebze ve ölçülü
olarak, kontrollü olarak serbest bırakmışsak esas amacımız
budur. Hemen şunu da belirteyim : Sanayimizi desteklemek için birçok
sanayi hammaddesinin gümrük vergisini indirdik, hatta bazılarını
sıfırladık. Milli sanayimize tahripkâr olacak malları ithal
yasağı içinde bıraktık. Böylece sanayimize hem müsait bir
zemin hazırladık hem de yasak ile değil, her yönden teşvik ile
gelişmesini hedef aldık. Aşırı koruma netice itibariyle tüketicinin
aleyhine olur, aleyhine olmuştur.
Bu arada bu sohbetimi
izleyen çiftçi kardeşlerime de iyi bir haber vereyim. Kaliteli
tohumluk, kaliteli damızlık ithaline büyük kolaylıklar tanıdık.
Şimdi bakınız biz ithalatta yepyeni bir boyut getirdik. İthal
malların bazılarına, özellikle lüks tüketim mallarına bir çeşit
yeni bir vergi koyduk. Niçin böyle yaptık? Önce bu malların
piyasaya yüksek fiyatla çıkmasını istedik. Yerli mallarımızla
bu çerçeve içerisinde rekabet etmesini şart koştuk. Sonra da büyük
derdimiz konut meselesinin çözümüne bir kaynak olsun istedik.
İşte fon dediğimiz, konut fonu dediğimiz yeni kaynak budur.
Efendim her fırsatta
belirttim. Devlet bütçesinde konut işinin halline ayrılacak
yeterli paramız yok. Bir yerden bütçe dışı bir kaynak, bir büyük
para bulmamız şarttı. Yoksa konut işinde havanda su döğmeye
devam ederiz. İşte ithalatta alınacak bu yeni vergiyi, yani fon
kesintilerini devlet bütçesine dahil etmeyecektir. Bu parayı bütçe
ihtiyaçları için kullanmayacaktır. Tümüyle konut yapımına
aktaracaktır.
İthalata getirdiğimiz
serbestiyetin bir de şu faydası vardır : Yasak yoluyla bir türlü
önlenemeyen, bir tür kangren haline gelen kaçakçılık, ekonomik
yönden köşeye sıkıştırılmıştır. Havadan para kazanma
yolları tıkanmıştır.
Şimdi biraz da
ihracata değineyim : Geçmiş bir dönemin başarılarını örnek
diye vermek istemiyorum. Ama bakıyorum 1979 sonunda bütün yıl 2
milyar dolar civarında olan ihracatımız 1982'de 6 milyar dolara yükselmiştir.
İki yılda üç mis- |