| line
çıkmış. Bu örneği şunun için verdim : Türkiye'nin Türk
sanayicisinin, Türk çiftçisinin ihracat kabiliyeti yüksektir. Türkiye'nin
ihracat potansiyeli çok büyüktür. Yeter ki ihracatın önündeki
mevzuat engelleri kaldırılsın. Yeterli ihracat yapacak, herkesi
teşvik edecek, canla başla çalışmaya sevk edecek iktisadi
avantajlar sağlansın. Biz, ihracatın önünde ne kadar mevzuat
engeli varsa hepsini kaldırdık. Dışarıya mal satmak isteyen her
vatandaşa bir tek kendi beyanı ile dilediği malı satmak kolaylığı
tanıdık. İhracat yapan herkesi her zaman desteklemeye devam edeceğiz.
Bakıyorum şöyle
bir notlanma, 37 günlük icraatımızın arasında acaba daha neler
bulunuyor diye. Efendim, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi kalkındırmak
için getirilen teşvik kanunu var. Bu yeni kanun sayesinde
sanayimiz bu bölgelere yatırım yapmaya teşvik edilmiştir. Vergi
muafiyetleri vesair kolaylıklar getirilmiştir. Bu bölgelerimizdeki
işsizliğe bu yolla da çare bulunacaktır. Ayrıca yine bu bölgelerde
görev yapacak doktor, öğretmen gibi devlet memurları zorlama ile
değil daha iyi bir gelirle gönüllü olarak da çalışmaya yönlendirilmiştir.
Hükümet olarak şiarımız
odur ki, inancımız odur ki, millet önüne iktisadi konularda
yasak ile, zor ile çıkmaktan hiçbir hayır gelmez. Biz karşınıza
daima akılcı, ekonomik tekliflerle çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü
inanıyoruz ki, millet karşısında akılcı, tutarlı iyi bir
teklifle çıkarsanız, millet bu teklife itibar eder. Böylece el
birliğiyle, gönül birliğiyle kalkınma yoluna gireriz. Bir tek
katı olduğumuz tutum var. O da huzur ve güven meselesidir. Bizi
12 Eylül öncesine, anarşi ve terör dönemine kim çekmek
isterse, onun gözünün yaşına bakmıyoruz. Hemen adalete teslim
ediyoruz. Kötü emellerini gerçekleştirme fırsatı tanımadan, işinin
ortasında yakalıyoruz. Huzur içinde, güven içinde daha mutlu,
refah dolu günlere erişeceğimize yürekten inanıyorum."
Reform Üstüne
Reform
Özal'a göre,
iktidarın ilk yıllarında radikal reformlar yapılmazsa, ilerleyen
zaman aleyhte işleyecektir. Değişiklik nedeniyle çıkan
bozulanların, tutucuların, mevcudu devam ettirmek isteyen statükocuların
hücumuna uğrama ve engellenme tehlikesini hiçbir zaman gözardı
etmez. Bu nedenle işe yüksek
|
|
tempo
ile başlamak, bir radikal reformun yarattığı şokun etkisi geçmeden
ikinci radikal reformu yürürlüğe sokmak gerektiğine inanır.
Özal, köklü değişiklikler
yaparken, idarenin hantallığı ve bürokrasinin ayak diremesi yüzünden
ciddi güçlüklerle karşılaşacağının da bilincindedir. Bunun
önlenmesi için idarenin yeni baştan düzenlenmesine karar verir
ve hükümet programında şu görüşlere yer verir :
"Hükümetimiz
temel meseleleri ancak ve ancak köklü yaklaşımlarla, her
meselede yeni bir sesin, yeni bir nefesin getirilmesiyle çözülebileceğine
inanmaktadır. Meselelerimizin daha kolay ve daha süratle çözüme
kavuşturulabilmesi için herşeyden önce hukuki esasların ve
idari yapının bunu sağlayacak hale getirilmesi gerekmektedir. İdarenin
kendi bürokrasisi için değil halkın ihtiyaçları için var olduğu
düşüncesi ana felsefe olarak benimsenmiştir."
Özal'ın öncelikli
hedefi idari, ekonomik ve mali alanda köklü reformlar yapmak,
mahalli idareleri güçlendirmek ve demokratikleşme sürecini hızlandırmaktır.
Bunun için, kimsenin o güne kadar bırakın dokunmayı sözünü
etmekten bile çekindiği alanlara hızla ve cesaretle el atar. Türkiye'yi
hızla dünya ile bütünleşme sürecine sokan kararlarında akıl
ve mantık kadar özveri, risk ve cesaret de vardır.
Meselâ, yetmiş
yıldır tabu gibi görülen ve kimsenin dokunmaya cesaret edemediği
"Türk Parasını Kıymetini Koruma Kanunu"nu bir gecede
ve bir çırpıda değiştiriverir. Döviz alım satımını serbest
bırakır. Bankalarda tasarruf sahiplerinin döviz hesabı açtırmalarına
imkân sağlar. Cebinde bir dolar bulundurana kaçakçı muamelesi
yapan akıl ve çağdışı yasayı çöp sepetine atar. Yurt dışına
çıkışlarda belli miktarda döviz alma mecburiyetini ve her türlü
sınırlamayı kaldırır, isteyen istediği zaman yurt dışına çıkabilecek,
yanına istediği kadar döviz alabilecektir. Bunlar yürek isteyen,
risk almayı gerektiren kararlardır.
Ünlü işadamı Sakıp
Sabancı anlatır :
"İyi dinler, gönülden
dinlerdi. İyi anlardı. Kapasitesi mükemmeldi. İyi anladığı için
hemen karar verirdi. Ona göre hükümetler 'yasak mercileri'
olmamalıydı. |