8

368

369


Bunu Yusuf Bozkurt Özal, Hüsnü Doğan ve Bülent Akarcalı ile konuştum.

"Özal birçok reform yapmıştır ve bunlar cesaret isteyen reformlardır" diye söze başlayan Yusuf Bozkurt Özal, şunları anlattı :

"Bir Türk parasını koruma mevzuatının uzun süren tatbikatından sonra kaldırılmasını herkes istiyordu, fakat kimse cesaret edemiyordu. Yeni bir vergi sistemi, katma değer vergisi, Türkiye'nin dışarıya açılması, altyapının kuvvetlendirilmesi, elektrik kısıntılarının kalkması, telefon sistemlerinin yaygınlaştırılması, Türkiye'nin dışta itibar kazanması, ödemeler dengesindeki büyük başarılar... Bunlar, başarılardır. Tabii, ne halledilememiştir? Enflasyon halledilememiştir. Devlet küçültülememiştir. Şunu da söylemek lazım : Tüm bu reformlar bir öncelikler zinciri içerisinde yapılmıştır. Yani en önce en önemli meseleyi halletmek zorundasınız. Turgut Bey bu öncelikler meselesini çok benimsemiştir. Mesela, altyapısı olmayan, elektriği devamlı kesilen, şehirleri birbiriyle haberleşemeyen bir Türkiye'nin ihracat yapıp döviz kazanacak hali yoktu. Dolayısıyla, altyapının tamamlanması, elektriğin temin edilmesi, telekomünikasyonun geliştirilmesi şarttı. Enflasyon belki biraz bekleyebilirdi. Ödemeler dengesinin halledilmesi lazımdı. Yani borçlarını ödeyemeyen bir ülkenin tekrar itibarını kazanmak için borçlarını ödeyebilir duruma gelmesi gerekiyordu.

KiT’lerin özelleştirilmesi kolay değildi. Ama yine Sayın Özal zamanında, bilhassa benim Planlama Müsteşarlığım zamanında, KiT’lerin özelleştirilmesiyle ilgili çalışmalar 19841985' de başlatıldı ve 1989' da da özelleştirme kanunu çıkartıldı. Özelleştirme kanunu aslında uygulanamadı. Çimento fabrikaları satışı yapıldı. Satılan bazı şeyler var. Belki daha hızlı gidebilirdi, bir program yapabilirdi ama. o zaman çimento fabrikalarının satışını iptal ettirmek için Danıştay'a başvurdular, dava ettiler ve iptal ettirdiler. Daha sonra da iktidar olunca kazanmış oldukları davayı kendileri temyiz etti. Muhalefet aşın yüklenmeseydi, o zaman bizim öncelikli programımızda bunlar vardı. Sırası geliyordu. Yani Sayın Özal eğer kalmış olsaydı, KiT’ler muhakkak özelleştirilecekti. "

Hüsnü Doğan ise, Özal'ın çok istediği halde bazı reformları yapamamasının nedenlerini anlatırken şunları söyledi :


 


"Sayın Özal'ın özellikle 1983-1989 dönemini düşünmek lazım. Sayın Özal 1989 sonunda Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanı olduktan sonraki meselelere hakimiyeti Başbakanlığı dönemindeki kadar değildi. Özal'ın fiili Başbakanlık yaptığı 1983 sonu ile 1989 sonu arasındaki döneme çok şey sığdırıldı. Daha fazlasını sığdırabilir miydi? Yani o sırada, özellikle 1983-1989 arasında özelleştirmeyi daha fazla yapabilir miydi? Devleti daha fazla küçültebilir miydi? Belki ufak tefek birşeyler yapabilirdi. Ama ben şahsen fazla birşey yapabileceği kanaatinde değilim. Çünkü kamuoyu hazır değildi. Bugün özelleştirmeyi dillerinden düşürmeyenler özelleştirmeye öcü gibi bakıyorlardı. Ve büyük bir red cephesi' oluşmuştu. 'Orada tüyü bitmemiş yetimin hakkı var' gibi birtakım klasik argümanlarla özelleştirmenin karşısına çıkıyorlardı. O durumda bu meseleleri çözmek gerçekten zordu.

Kaldı ki, o dönemde Doğu Bloku'ndaki gelişmeler nihayete ermemişti. Gelişmeler tamamlanmamıştı ve Doğu Bloku henüz çökmemişti. Sosyalizm dünya için hala bir çare özelliğini taşıyordu. Doğu Bloku'nun çöküşü 1989 ve 1990'a rastlar. Bu bakımdan, psikolojik ve siyasi olarak orada büyük hamleler yapmak mümkün değildi. Fakat belki bazı şeyler yapılabilirdi. Ne yazık ki, beş çimento fabrikası Fransız'lara satıldı diye, hükümeti güç durumda bırakmak için muhalefetin mahkemeye başvurması gibi çok traji-komik olaylar cereyan etti. Dolayısıyla, bir dönemde neler yapılıp yapılamayacağını o dönemin şartlarını inceleyerek düşünmek lazım. Şimdi, niye yapılmadı diyoruz. Fakat o günün şartları kendi içinde incelendiği zaman durum gerçekten farklıdır. Ama bugün memnuniyetle görüyoruz ki, özelleştirme konusu Türkiye' de genelde tasvip görmüş bir kavram haline gelmiştir. Bunda Özal'ın çok büyük rolü olmuştur.

Özal kendi döneminde gerçekten büyük işler yaptı. Cesur işler yaptı. ileride neler yapılacağını da aşağı yukarı tespit etti. Bundan sonra yapılacaklar konusunda şüphesiz Özal'ın etkilerinin, Özal'ın meydana getirdiği atmosferin çok büyük rolü olacaktır."

Bülent Akarcalı, Özal'ın çok istediği halde bazı reformları yapamamasının nedenlerini anlatırken biraz farklı bir görüş ve farklı yaklaşım sergiledi. Ona göre, ANAP'ın politikaları



 


 

 Geri

İleri